Skip to content Skip to footer

Kurumsaldan Ayrılmak Cesaret mi, Kaçış mı?

Son yıllarda sosyal medyada en sık karşılaştığımız söylemlerden biri şu:

“Kurumsalı bırak.”
“Kendi işini kur.”
“Patronuna çalışacağına kendine çalış.”

Özgürlüğün, girişimciliğin ve kendi işini yapmanın değerli yanları elbette var. Ancak bazen bu söylemler öyle romantize ediliyor ki, sanki kurumsalda kalmak başarısızlık, ayrılmak ise cesaret göstergesiymiş gibi bir algı oluşuyor.

Oysa hayat, sosyal medya paylaşımlarından çok daha katmanlı.

Her seçimin bir bedeli ve bir hediyesi vardır.

Kurumsal yaşamın güven veren tarafları vardır.

Düzenli gelir.
Belirli bir sistem.
Ekip çalışması.
Sorumluluğun paylaşılması.
Kariyer gelişimi için farklı fırsatlar.

Aynı zamanda yorucu yanları da olabilir.

Yoğun tempo.
Karar alanının sınırlı olması.
Kurumsal kültüre uyum sağlama gerekliliği.
Zaman zaman anlamını kaybetmiş hissettiren rutinler…

Girişimcilik de bunun tam tersi değildir.

Özgürlük sunar.
Yaratıcılığa alan açar.
Kendi kararlarını verebilirsin.

Ama beraberinde belirsizliği, finansal sorumluluğu, yalnızlığı ve sürekli karar vermeyi de getirir.

Yani mesele hangi yolun daha iyi olduğu değildir.

Mesele, hangi yolun sana daha uygun olduğudur.

Her insan girişimci olmak zorunda değildir.

Bunu söylemek bugünlerde neredeyse cesaret istiyor.

Çünkü girişimcilik çoğu zaman tek doğru yol gibi anlatılıyor.

Oysa bazı insanlar doğaları gereği güçlü ekiplerin içinde üretmeyi sever.

Bazıları uzmanlık alanında derinleşmekten beslenir.

Bazıları ise risk almayı değil, istikrarı tercih eder.

Bu insanların yanlış yaptığı anlamına gelmez.

Tıpkı herkesin yönetici olmak zorunda olmadığı gibi, herkes girişimci olmak zorunda da değildir.

Peki siz gerçekten neden ayrılmak istiyorsunuz?

İşte burada #birandur başlıyor.

Kendinize şu soruları sormayı deneyin:

  • Kurumsaldan uzaklaşmak mı istiyorum, yoksa şu an bulunduğum ortamdan mı?
  • Bir şeye doğru mu gidiyorum, yoksa bir şeyden mi kaçıyorum?
  • Hayalini kurduğum yaşamın sorumluluklarını gerçekten istiyor muyum?
  • Bugünkü duygularımla mı karar veriyorum, yoksa değerlerimle mi?

Bu soruların doğru ya da yanlış cevabı yoktur.

Ama bu sorular, kararınızı daha bilinçli vermenizi sağlar.

Cesaret bazen kalmaktır.

Toplum çoğu zaman cesareti yalnızca büyük değişimlerde arıyor.

Oysa bazen cesaret; bulunduğun yerde kalıp sınır koyabilmektir.

Bazen yeni bir ekip istemektir.

Bazen farklı bir rol talep etmektir.

Bazen de gerçekten ayrılıp kendi yolunu çizmektir.

Cesaret, dışarıdan nasıl göründüğünle değil, verdiğin kararın ne kadar sana ait olduğuyla ilgilidir.

#birandur

Karar vermeden önce…

Bir an dur.

Kendini duy.

Gerçek ihtiyacını fark et.

Başkalarının başarı hikâyelerini değil, kendi doğanı dinle.

Çünkü doğru seçim; en popüler olan değil, seni kendine yaklaştırandır.


İş yaşamına dair #birandur bakış açısıyla hazırladığım diğer yazıları LinkedIn hesabımda düzenli olarak paylaşıyorum. Eğer çalışma hayatına farklı bir perspektiften bakmayı seviyorsanız, sizi orada da beklerim.

Yorum Bırak